Dilden Zihne Yolculuk: Haklı Çıkma Çıkmazından Çözüm Yoluna
Dilden Zihne Yolculuk: Haklı Çıkma Çıkmazından Çözüm Yoluna
Her hazırladığım eğitim modülü bana farklı şeyler öğretiyor ancak son günlerde üzerinde çalıştığım bir içerik beni derin düşüncelere sevk etti: "Dilden Zihne Net İletişim Yol Haritası." Bu yolculuğun her durağı ayrı bir keşif, ancak benim için en öğretici olanı 3. duraktı: "Kavşaklar ve Dönemeçler" (Çatışma Yönetimi).
Gerilim tırmandığında hangi yöne sapmalı? "Haklı çıkma" çıkmazından, "çözüm" yoluna nasıl geçilir?
Hepimiz o anı yaşamışızdır; gerilim tırmanır, nabız hızlanır ve o meşhur "haklı çıkma" arzusu bir sis perdesi gibi önümüze çöker. İşte tam o kavşakta Marilee Adams’ın meşhur sözü bir pusula gibi devreye girer: "Soruların değişirse, hayatın değişir." Karar vermemiz gereken şudur: Egoyu besleyip çıkmaz sokağa mı gireceğiz, yoksa doğru soruları sorup çözüm yoluna mı sapacağız?
Önyargının Panzehiri: Sorular İletişimi en hızlı baltalayan unsurlar, zihnimizde başkalarına yapıştırdığımız o görünmez etiketler ve sinsi önyargılardır. Birine bir etiket yapıştırdığımızda, artık onun ne söylediğini değil, kendi yargılarımızın yankısını duymaya başlarız. Çünkü önyargı bir gözlüktür; ama bu gözlük dünyayı daha net görmenizi sağlamaz, sadece dünyayı boyadığınız renkte görmenize neden olur.
Bu etiketleri söküp atacak yegane güç, önyargının panzehiri olan sorulardır. Ancak bir şerh düşmekte fayda var: Bu soruları haklılığımızı kanıtlamak için birer silah gibi değil, birer köprü kurmak için araç olarak kullanmalıyız. Cevapları değiştirmek istiyorsanız, önce sorularınızı değiştirmeniz gerekir.
Tıkanan Süreçleri Açmak İçin 3 Adımlı Navigasyon Çatışmanın o yakıcı sıcaklığında savrulmamak için şu sıralamayı takip etmek mucizeler yaratabilir:
-
Sadece Kamera Kaydına Odaklan: Kişisel yorumlarını, "Bence böyle demek istedi" gibi niyet okumalarını bir kenara bırak. Sadece bir kameranın kaydedebileceği nesnel gerçekliğe, yani saf gözleme odaklan.
-
Kişiyi Değil, Tıkanan Süreci Sorgula: Suçlamaya başladığınızda karşı taraf savunmaya geçer. "Neden böyle yaptın?" yerine "Sürecin burasında bizi tıkanıklığa götüren ne oldu?" diye sorarak odağı kişiden çözüme kaydırın.
-
Hazır Çözümü Değil, Sorumluluğu Davet Et: Çözümü sizin dikte etmeniz karşı tarafı pasifleştirir. Bunun yerine, karşı tarafın çözüme nasıl gideceğine ve kendi sorumluluklarına odaklanmasını sağlayan güçlü sorular sorun.
Sonuç: Bir Kapı Açmak Bu sıralamaya dikkat ettiğinizde göreceksiniz ki; tüm sorunların üstesinden kimseyi kırmadan, rencide etmeden ve en önemlisi herkesin sorumluluk almasını sağlayarak gelmek mümkün.
Günün sonunda iletişim, kimin daha zeki olduğunu kanıtlama yarışı değildir; iki zihin arasında sağlıklı bir bağ kurma sanatıdır. Bir dahaki sefere bir çatışma kavşağına geldiğinizde durun ve kendinize şu soruyu sorun: "Şu an haklı mı çıkmak istiyorum, yoksa bir çözüm kapısı mı açmak?"
Unutmayın; kurduğunuz cümleler dünyanızı, sorduğunuz sorular ise kaderinizi belirler. Şimdi, o etiketi yavaşça yere bırakın ve sormaya başlayın.